Yabancı Dil ile Yükseköğretim Üzerine
Prof. Dr. Aydın SAV
Marmara Üniversitesi, Tıp Fakültesi
Sayın Kadri Yamaç,
"Üniversite ve Toplum", Aralık 2002, Cilt 2, Sayı 4'deki "Küreselleşme ve Yabancı Dilde Yükseköğretim" adlı yazınızda makro planda bir inceleme yaptığınızı görerek sevindim. Yaklaşık on dört yıldan beri yabancı dille eğitim yapan bir fakültenin öğretim üyesi olarak, meslek eğitiminde, özellikle de ortasında insan bulunan tıp gibi bir sağlık alanında hiç anlamadığım bir uygulamanın kaçınılmaz olarak sorgulamasını yapan kişilerden biri olduğumu düşünüyorum.
Tıp alanı da, diğer bütün meslek dallarında olduğu gibi, insanlık tarihi boyunca toplum içinde gelişmiş merkezinde insanın bulunduğu bilgi ve beceri ile inşa edilmiş bir uygulama alanıdır. İstenilen, yirmi birinci yüzyılda ülkemiz insanının küreselleşen dünyada ileri merkez ülkelerin, bizimle işbirliği yapmak için yarışacakları güçlü bir çevre ülke yapmakla yetinmeyecek bireysel ve toplumsal niteliklere sahip olan bir ülke haline getirmektedir. Bu ülküyü yerine getirebilmek için, özellikle yarının bilişim toplumunu kurma amacını gerçekleştirebilmek için bugünkü ileri merkez ülkelerdeki çağdaşlarıyla yarışabilen bir ülke haline gelmemiz gerekmektedir. Ayrıca, çevremizdeki bütün ülkelerle işbirliğini kendimizin belirleyebildiği bir ülke olmamız gerekmektedir. Ülkemizin halkçı, demokratik, bağımsız, ileri bir merkez ülke olabilmesi için, yaratıcı yetisi, teknik bilimsel, siyasal, kültürel atılımları yapabilmeyi planlayan ve beceren bir örgütlenme yapısına sahip olması gerekmektedir. Bütün bunları yapabilecek üstün nitelikli bir gençliğin öğretimin ulusal veya daha doğru bir deyişle anadille yapılmasıyla yetiştirilebilmesi mümkündür.
Dil ile eğitim arasındaki kuralların en önemli tanımlaması olan, “birimsel devlet olan ülkemizin ulusal dili Türkçedir” ilkesi, şimdiye kadarki tüm anayasalarımızın temel ilkelerinden biri olagelmiştir. Bu nedenle, ulusal dilin her düzeyde eğitim-öğretim dili olarak kullanılmaması hiçbir koşulda düşünülmemelidir. Cumhuriyetimizin bağımsız bir merkez ülke olması hedefi, neredeyse yetmiş dokuz yıldan beri geleneksel ve çağdaş kimliğimizin, demokratik ve laik hukuk devleti kimliğinin temelini oluşturan “birimsel devlet” yapısının kurgusuyla gerçekleşebilir. Bunu da sağlayacak olan temel yapı, öğretim birliği ilkesi olarak, öğretim dilinin ulusal dil Türkçe olmasıdır (1).
Yine, dil eğitim-öğretim açısından tıp uygulaması alanında yakından bakıldığında, fakültemizin öğretim üyeleri İngilizce eğitimin öğrenci-hasta iletişimini olumsuz yönde etkilediğini ifade ederlerken, öğrenciler de bazı terimlerin Türkçe karşılıklarına ulaşmada zorluk yaşadıklarını ve bunun ileride hekimlik uygulamaları ve hasta-hekim ilişkisi açısından problem yaratabileceğini düşünmektedirler. Klinik dönemdeki öğrencilerle yapılan odak-grup görüşmesinde, semptomların Türkçe karşılıkları konusunda ciddi problemler yaşandığı ifade edilmiştir. Yabancı terim ve kavramların Türkçesinin öğrenilememesi ve günlük yaşamda kullanılmaması öğrencileri ezberciliğe yöneltir, yeni fikir üretmeyi ve bilimsel gelişmeyi kısıtlar (2).
Bu görüşü destekleyecek şekilde, klinik öncesi dönemdeki öğrenciler de İngilizce eğitimin Türkçe terminolojinin gelişmesini engelleyip uluslararası bilimsel gelişmelere katılımı kısıtlayabileceğini ifade etmişlerdir. Dilbilimsel değerlendirme süzgecinden geçirildiğinde, meslek jargonunu oluşturan deyim ve terimlerin kullanımı anadil ve yabancı dille kullanımı sırasında, bellekten geri çekme, anlamlandırma ve benzerleri ile ilişkilendirmesinde yaşanan zorluklar ile hataların ortaya çıkabildiği bilinen bir gerçektir. (3) .
Bu nedenle, yabancı dille eğitim yapma yanılgısından vazgeçip, eğitim-öğretim dili olarak anadilimizi benimsediğimizde, Türkçenin bugün dünyanın yaygın ve etkin dillerinden biri olmaması için hiç bir neden yoktur (4, 5). Doğal olarak, özgün ve çeviri bilimsel yayınlarıyla, uluslar arası düzlemde, bilimsel üretilerinin tanıtımı ve buna bağlı getirileriyle ileri giden bir ülke olmamak için de aynı derecede bir neden yoktur.
Yazınızda ele aldığınız anlamda, aydınlarımızın küreselleşmenin önemli bir boyutu olan "dekültivasyon" tuzağına düşmemek için, kültürümüzü ve gelişimlerimizi koruyacak biçimde hazırlıklı olmaları, sanıyorum öncelikler listesinin gereğidir.
Saygılarımla,
Kaynaklar
1) Aydın Köksal. Yabancı Dille Öğretim. Türkiye’nin Büyük Yanılgısı. Öğretmen Dünyası, ikinci basım, Eylül 2002.
2) Mehmet Doğan. Yabancı Dil Öğrenimi mi, Yabancı Dilde Öğrenim mi? Cumhuriyet Bilim, Teknik, sayı 588, 27 Haziran, 1998.
3) Doç. Dr. Suna Tevruz. Eğitim: Yabancı Dil mi? Yabancı Dilde mi? Yüksek Lisans Tezi, No 1989/001. Marmara Üniversitesi, İşletme Bilimleri Araştırma e Uygulama Merkezi.
4) Oktay Sinanoğlu. Hedef Türkiye. Otopsi Yayınevi, 4. basım, Ocak 2002.
5) Oktay Sinanoğlu. Bir Nev-York Rüyası. Bye-bye Türkçe. Otopsi Yayınevi, 6. basım, Nisan 2002.
Kaynak: http://universite-toplum.org/text.php3?id=111